MUSTAFA KEMAL'İN İKİNCİ ADANA GEZİSİ

 

MUSTAFA KEMAL YENİDEN ADANA'DA


Kurtarılan Ülke ve kurtaran bir araya geliyor.

 

Çukurovanın baharında yemyeşil ovasında binbir renkli çiçeklerin yaydığı kokular arasında 15 Mart 1923 günü sabahı, Yenice İstasyonuna İçinde önemli konuğuyla gelen tren durdu. Mustafa Kemal' i Yenice İstasyonunda Adana, Mersin ve Tarsus' tan gelen görevliler ve temsilciler karşılıyordu.

O dönemde Adana valisi Rafet (Canıtez), Belediye Başkanı Ali Münif ( Yeğenağa, Tümen Kumandanı Kenan Paşa Beylerdi.

Atatürk'ün bu seyahati sırasında yanında, Eşi Latife Hanımdan başka, yanında gazeteci olarak İsamil Habib ( Sevük) ( Ünlü edabiyat ve tarihçimiz), Adana Milletvekili Zamir (Damar Arıkoğlu), Gaziantep Milletvekili Kılıç Ali, Eskişehir Milletvekili Hüsrev Sami, Konya Milletvekili Refik (Koraltan), Siirt Milletvekili Mahmut (Soydan), Şair Mehmet Emin (Yurdakul), Başyaveri Salih (Bozok), Muhafız Birliği Kumandanı İsmail Hakkı (Tekçe), sivil yaver Recep Zühtü ve özel doktoru Asım Beyler vardı.

Mustafa Kemal , Çukurova'nın düşmandan kurtuluşundan sonra Adana' ya ilk defa geliyordu. Kurtarılan ülke ile kurtaran bir araya gelmişti. Bir kahraman, minnet duyguları ile coşan, milletiyle burada kucaklaşıyordu. Trenden inen Mustafa Kemal, bayraklarla donatılmış İstasyon Meydanındaki zafer takları sırasındaki askerlerli ve izcileri gür sesiyle selamladı. Gazi, Adana İstasyonundan şehre girerken görkemli bir manzara vardı. Mustafa Kemal' in yoluna dökülen halk caddenin her iki yanında insanlardan oluşan duvar givi uzayıp gitmekteydi. Adana kuruluşundan beri böyle bir kalabalık görmemişti. Şehrin ne kadar nüfusu varsa, civar köy ve kasabadan gelenlerle iki katına çıkmıştı. Sokalar ve meydanlar bu insanlara dar gelmişti. Çatıların üstü, evlerin pencereleri ve balkonlar bu insanlarla dolmuştu. Çocukların çoğu küme küme konmuş kuşlar gibi ağaçların üzerine çıkmışlardı.

Mustafa Kemal sevgi ve sevinç dağıtan bakışlarla bu insan selinin ortasından geçti. Yaşa varol sesleriyle döküle sevinç gözyaşları dinmiyordu. Mustafa Kemal, karşılayanlara mutluluk verirken, yağan yağmur da Çukurova' ya bereket dağıtıyordu. Kesilen kurbanların sayısı belli değildi.

O gün Seyhan Nehri, bir başka akıyordu. Adana semaları alkış sesleri ile inlemişti. Bu gün Adana Bambaşka bir görünümdeydi. Atatürk' ü izleyen halk istasyondan Hükümet Konağı' na kadar O' nu otomobilinin içinde doya doya seyretmişti.


İSKENDERUN VE ANTAKYA

 

Adana'lılar büyük kurtarıcılarına şükranlarını sunuyorlardı ama, komşu Türk toprağı olan İskenderun ve Antakya Fransızların elinde, sömürge olarak kalmıştı. Mustafa Kemal neşeli ve sevinçli hali ile bu kalabalık arasında siyahlar giymiş, bir kadın gurubuna gözleri ilişti. Bunlardan Gazi' nin önüne, siyah tüllere bürünmüş iki genç kız, ani olarak fırladı. Birinin elinde ''Antakya'', ötekinin elinde ''İskenderun'' yazılı levhalar vardı. Antakya' yı temsi eden - Emekli Subay Mehmet İrfan Beyin kızı- Ayşe Fitnat, Gazi2 ye karşı heyecanlı bir konuşma yaptı. Hıçkırıklarla herkesi ağlatan bu genç kız Mustafa Kemal' in de gözlerini yaşarttı. Ağlayan ve ağlatan genç kız şöyle konuştu:

'' Selam sana ey doğunun güneşi; büyük kurtarıcımız. Saygı sana ey İslamlığı kurtaran büyük gazimiz. Ey zulümleri yıkan, ezilenleri kurtaran Türk Kahramanı. Ey ağlayan masum gözlerin, sızlayan yüreklerin dermanı!

Bu gün ayağını bastığın Adana' da yeni bir hayat beliriyor. Parlak, bir umut, bir gelecek doğuyor. Fakat, heyhat ki , Adana'nın güzel bir parçası olan zavallı Antakya'da, İskenderun'da yüzbinlerce masum hemşireler düşman çizmeleri altında sürünüyor. Mini mini Türk yavruları, boğazlanıyor. Ey Ulu Gazi bizi kurtar. İşte biz, Antakyalılarla, iskenderunlular, saevinerek ayağınızın altında ölmek istiyoruz. Eminiz ki, ruhumuz sizi Antakya yöresine götürecek ve Kemal'in güneşi oralarda da bütün gücü ile doğacaktır. Yasasın Gazi Paşamız, yaşasın Milletim, yaşasın Adanalılar..''

Hıçkırık sesleriyle yankılar yaparak yükselen bu konuşmaya Mustafa Kemal Paşa' nın temkinli ve vakarlı olarak verdiği karşılık şu oldu:

''-Türk'ün asırlarca yaşadığı bir öz yurt, yabancıların elinde kalamaz.''

Evet, Mustafa Kemalin 15 Mart 1923 günü Adana'ya ilk gelişinde söylediği bu sözü,15 yıl sonra yine kendisi gerçekleştirmişti. Adanaya İlk gelişinde parmak bastığı Hatay konusu son gelişinde( 24 Mayıs 1938), gerçekleşme safhasına girmişti. Bu suretle, Hatay' ın savaşsız bir yöntemle düşmandan kurtarılışı, Atatürk'ün ulusumuza yaptığı hismetlerin son halkasını oluşturdu.

 

 

HAREMLİK SELAMLIK AYRIMINA TEPKİ


Mustafa Kemal Adana'ya geldiğinde evlerin damları ve pencereler kadınlarla doluydu. Erkekler ise yollarda dizilmişlerdi. Kadınlar düğün ve bayramlarda çıkardıkları zılgıt sesiyle yeri göğü inletiyorlardı. Çünkü kurtarılan ülke ve kurtarıcının bir araya geldikleri bayram günüydü 15 Mart 1923 tarihi. Erkeklerin alkışlarıda bu seslere tempo tutuyordu. Bu şenlik ortamı içinde şehre giren Mustafa Kemal'in yanına siyah çarçaflı bir kadın gurubu yaklaştı. Eşi Latife Hanım'ı kendilerinin misafir edeceklerini söylediler. Mustafa Kemal'in çehresi birden somurttu. Verdiği cevap sertti: '' Benim bulunamayacağım yerde karım da bulunmaz!''

Mustafa Kemal bu davranışı ile, halk arasında sürdürülen eski gelenek olan haremlik selamlığı yermiş oldu. Daha sonraki yıllarda başlattığı devrimler içerisinde, Türk kadınına tam bir uygarlık sağlayan Atatürk, görüşünün ilk işaretini burada vermiş oldu.

Mustafa Kemal ile eşi Latife Hanımefendi istasyondan doğruca vilayet konağına geldiler. Tanışma ve kısa bir dinlenmeden sonra, konuk edilecekleri ve Adanalılar tarafından hazırlanan konağa gitti. Bu konak Seyhan Nehri kıyısında bulunan bu konak Suphi Paşa konağı olarak bilinirdi. Burası günümüzde Atatürk Müzesi olarak faliyet göstermekttedir. İki günlük gesi boyunca burada kaldılar.

Atatürk iki günlük gezisi sırasında yirmiden fazla ziyarette bulundu. Ardı ardına yaptığı konuşmalar da sesi kısılıncaya kadar, coşku ile yaptığı bu konuşmalardan bir kısmı birbuçuk saat dürdüğü olmuştur. Kurtuluş Savaşı' ndan sonra, onun en renkli konuşmalarını Adanalılar dinlediler. Sesi yalnız hançeresinden değil, kalbinden fışkırırcasına coşkuluydu. Dinleyenlere bin mutluluk verirdi bu konuşmaları. Güneyin iki bahar gününü cennete ceviren bu ziyaret, Adana' yı, toprağı gibi renkli bir anılar şehri yaptı.

 

 


 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !