MUSTAFA KEMAL'İN ADANA TÜRK OCAĞINI ZİYARETİ - KENDİNİ KEŞFET KENDİN OL.- DİSCOVERS THE YOURSELF BECOME - Blogcu



KENDİNİ KEŞFET KENDİN OL.- DİSCOVERS THE YOURSELF BECOME

ADANA İLİ

MUSTAFA KEMAL'İN ADANA TÜRK OCAĞINI ZİYARETİ

10/2/2008 -Kategori: tarih






 

 

ADANA’DA TÜRK OCAĞINDA ATATÜRK’E

HİTABEN YAPILAN KONUŞMA METNİ.

 

Gazi,Adana’ya geldiği 15 Mart 1923 günü Türk ocağına uğradığında, Adanalı gençlerle uzun uzun sohbet etme imkanını yakalamıştı. Adana gençliği adına, Yeni Adana Gazetesi’nin o zamanki baş yazarı ve Türk Ocağı Genel Sekreteri Ferit Celal (Güven), Atatürk’e hitaben şu konuşmayı yaptı.

  ‘’Gazi Paşa Hazretleri !

  Bugün Adana Ocaklıları, aziz kurtarıcısını kendi içlerinde görmekler hayatlarının en mesut, bahtiyar ve unutulmaz günlerini yaşıyorlar. Kalbimizi dolduran sevinçleri, öz hemşerilerimize anlatmaktan aciziz.

    Gazi Paşa; sizinle iftihar etmek her Türk’ün hakkı olduğu gibi, her Türk’ün de borcudur.  Dünyada tarih yapan, milletleri dirilten, milletleri felaketlerden kurtaran bir çok kahramanların hayatını ve yaptığı kahramanlıkları okuduk. Yapılan şeylerin hepsi , ancak bir insanın inanabileceği, insan aklının sınırı içerisindeki olan şeylerdir. Halbuki Türk Milletini felaketten kurtaran, ölmüş sanılan bir ulusu dünyada her ulustan daha sağlam, daha diri, daha bilinçli ve istiklalin aşığı olduğunu gösteren siz Kurtarıcımızın yaptığı bağımsızlık savaşı, istiklal zaferi, halk devrimi,tarihin hiçbir olayı ile mukayese edilemez.  Ve geçirdiğimiz dört enenin büyük olaylar içinde bulunduğumuz , bunların teferruatı ile uğraştığımız için, mücadelemizin büyüklüğünü tamamen göremiyoruz. Dıştan bize bakanlar, bizden sonra gelecek nesil, bizden önceki ihtiyar tarih bizi görürken, bizi okurken, bu milletin ne olduğunu, bu ulusun azim ve iradesini bir araya toplayan, onu belirli hedeflere sevk eden bir kurtarıcının eşsiz bir insan olduğunu tasdik edecektir. Altın toprakların altından, inci kabuklarından çıktıktan sonra değer kazanır.

   İş, bu toprakların altındaki altınları bulup çıkarmak, sularla dalgalarla günlerce savaşarak inciyi toplamaktır. Siz Gazi Paşa, felaketin, ümitsizliğin içinde, hırslı ellerin altında kalmış, karanlıklarda boğulmuş asil Türk Milletini kurtarıp, bu günkü Türkiye’yi yaptınız. Bunu inkar etmek, böyle olduğunu düşünmemek, Türk Milletinin kabiliyet ve soyluluğunu inkar etmek demektir.

   Kapılarının zincirlerini kopardığımız millet zindanlarından, bugün yalnız biz değil, bütün uluslar, zulüm altında inleyen çaresiz ezilmişler, hürriyetin çehresine bakıyorlar. Siz çok umutları yaşattınız, çok insanlara zaferin, hürriyetin yolunu gösterdiniz…

   Ezilenler, zalimlerin pençesinden kurtulduğu gün, ilk defa, peşin sizi yad edeceklerdir.

   Gazi Paşa !

   Sizi üç senede, üç defada çok derinden, çok kuvvetle duyduk.

   Kalbimizin size karşı olan heyecanı, üç noktada toplandı. Bu üç nokta Türkiye’nin üç dönüm noktasıdır. Bu noktaların birinden diğerine, hiçbir ulus, bizim kadar kolay ve şerefle gelmemiştir. Mütareke günlerinin ertesi gününde, düşmanların demir zırhlılarını, zırhlı ordularını sularımızda topraklarımızda gördük. Türkiye’nin mirasına gelmiş bu haris kişiler, Türklerin can evine gelmişlerdir. Bir taraftan güzel Seyhan kana bulanıyordu. Diğer taraftan güzel İzmir yakılıyor, İstanbul’un Edirne’nin üzerinden geçen bir ateş, bir alev, Anadolu’nun her tarafını sarıyordu. Sultan denilen bir eşkıya saltanatları uğruna asırlardan beri kan döken milletini boğmak için, Yunan  Orduları ile yarış edecek kadar alçalıyor. Hain bir hükümet, yabancıların hazinesine avuç açmış; Türk Milletinin namusunu satıyordu.

    Bu felaketli günde Sivas’tan güçlü bir ses işittik. Bir bayrak yükseldi.boğucu karanlıkların içinden bir nur parladı. Bu ses gittikçe güçlendi. Yükselen bir bayrağın altında toplandılar, tırnakları ile zulüm ve vahşet ordularının üzerine koştular. İnönüler, Sakarya Zaferleri kazanıldı.

    Gazi Paşa !

    İstanbul kapılarında, Anafartalar’da  nasıl felaketin ayaklarını kırarak belaları, musibet ordularını Akdeniz’e döktüyseniz, Sakarya’da da cinayet ordusunun umudunu ortadan böldünüz.

    Sakarya’nın kıyılarında istiklalin tehlikeden kurtulması için kanını akıtan milletin başında, yirmi bir gece ilk hatlarda dövüştünüz. Elinden silah alınmış bir ordunun, kimlerde dövüştüğünü bütün dünya bilir. Sivas’tan seslendiğiniz günden Sakarya gününe kadar bu bir devreydi. Kurtuluş Savaşımızın en zalim günlerini bu zamanda yaşadık.

    İkinci dönüm noktası, Dumlupınar’ın sarp yalçın tepelerinden aşarak sizin nasıl bir kahraman olduğunuza inanmayan bir milletin, ne olduğunu öğrenmeye tenezzül etmeyen düşman ordularını ezip, Akdeniz’in hedeflerini gösterdikten sonra, güzel İzmir’den genç Türk Ordularıyla Akdeniz’i seyretmenizdir.

    Gazi Paşa !

    Bu bir zafer değil, Türk Milletinin bir mucizesiydi. Bir orduya hedef gösteren bir kumandan, o orduyla beraber hedefine varmak şerefine nail olamamıştır. Asıl bu mucize, Türk’ü dünyaya tanıttı. Anadolu kaynaştığı ve kükrediği zaman, bunun ancak bir saman alevi olduğunu söyleyenler,  bundan sonra size inandılar. Sakarya’da kırılan düşman ümitlerinin bizi beklemekle, sabırla yenmek isteyenler, kumanda ettiğiniz orduların karşısında 15 gün dayanamadılar. Bu seferden sonra genç Türkiye, dış tehlikelerden korunmuştu. Fakat onu sarmış bir kısım tehlikeler daha vardı. Topladığı serseri      çetelerle düşmanlara öncülük eden bir sultan vardı. Bu da bir ulusun varlığını asırlarca kemirmiş, asırlarca şahsi keyifler, zevkler uğruna, düşman ayaklarının altına bu milletin en yüksek ve en mukaddes haklarını saçmıştı. Anadolu, harap olmuş ve Anadolu taş kovuklarında yatmış, Anadolu yalın  ayak sırtı açık gezmiş, baba evladını unutmuş, evlat babayı görememiş ve duvakları açılmamış gelinler ortada kalmış, bunları kimse görmemiş. Saray eğlenmiş, saltanat yamakları çalmış, çırpmış, kesmiş, ezmiş. Bu düşmanı da yıkmak gerekti. Bu da yıkıldı. Bu, üçüncü dönüm noktasıydı. Buradan, halk saltanatına, halkın mutluluğuna giden yollar açılıyor, buradan cehaletin iğrenç yüzüne, sefaletin kara yüzüne bakılıyor. Onunla savaşa girişiliyor. Zafer, bizim gibi, asırlardan beri yenilgi acısı çekmiş, kendinden ayrılan küçük ulusçuklardan para almış, büyük bir millet için çok gerekli bir şeydi.

     Zafer bize yol açtı. Fakat bunun hedefini yine ilk defa Gazi Paşa, bize siz gösterdiniz. En büyük düşman saltanatı şahsa, en büyük düşman cehalet, en büyük düşman ekonomik esaretle savaş, zafer, devrim her üçünde millet ve bu milletin başında sizsiniz.

     Gazi Paşa!

      İzmir’de aziz ananızın mezarı üzerinde, bu milletin istiklal ve saadeti için gerekirse canınızı feda edeceğinizi söyleyerek, o mübarek toprağın üzerine eğilip yemin etmiştiniz. Bu yeminin anlamını, bu yeminin büyüklüğünü biz gençler çok iyi biliriz. Biz de, o aziz ananın mezarı başında yemin eden, Kurtarıcı Gazi’nin huzurunda yemin ediyoruz. Allah şahit olsun, vatan, milli egemenlik tehlikeye düştüğü gün, irticaının başı, cehaletin başı kalktığı gün, gerekirse, hayatımızı sizinle beraber feda edeceğiz. Bu ocak şimdiye kadar, faziletle, özveriye, namusa, ilerlemeye, arkadaşlık yapmıştır. Faziletlerle, cahillerle, gericilerle, düşmanlarla dövüşmek, onları yere sermek bizim borcumuzdur.

     Genç Türkiye’nin  istiklalini hırslarına alet yapmak, onunla alay  etmek isteyenler ihtiras, cesaret, uygarlık süsü altında halkın haklarına el uzatmak için, halkın hürriyetini araç olarak kullananlar bu vatana hıyanet edenler düşmanlarla çalışanlardır. Düşmanımız milli egemenliğimize el uzatan kara kuvvetler, biz gençlerin ölüleri üzerinden geçseler bile, yaşayamayacaklardır. Gençliğin akan kanı, onları boğmaya kafidir. Millet yaşasın, milletin kalbi siz yaşayınız.’’

     Ferit Celal Bey’in bu heyecan dolu konuşmasından sonra Mustafa Kemal’in Türk Ocağı’nda  Adana gençlerine seslenişi, 1927 yılındaki Büyük Nutku’nda Cumhuriyeti Türk Gençliğine emanet eden ünlü Gençliğe Seslenişi’nin de habercisiydi sanki.

 

MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN CEVABI VE

ADANA GENÇLİĞİNE HİTABI

   ‘’Muhterem arkadaşlarım,

    Genç arkadaşlarımızın, gençlik namına söylediği sözler bende çok büyük hisler,rikkatler, intibalar, büyük önem ve güven yarattı. Bütün ciddiyetimle belirtirim ki bu intibalar, vicdanımda yeşeren mutlulukları geliştirmiştir. Bende bu duyguların filizlenmesine sebebiyet verdiğinden dolayı, kendilerine teşekkür ederim.

    Bu dakikada karşılarında bulunmakla mutlu olduğum  Adana’nın seçkin gençleri! Sizler, anlıyorum ki, konuşan arkadaşınızla aynı duygulara sahip bulunuyorsunuz. Ve bu duygularınızı açıkça belirtecek kabiliyet ve güçlü olduğunuz yüzlerinizden okunuyor. Vatan ve ulus, sizin gibi gençlere sahip oldukça, bugüne kadar yaratılmasına muvaffak  olduğu zaferlerin üstüne, daha çok büyük zaferler ekleyebileceğine hiç şüphe etmiyorum.

    Genç arkadaşlarım;

     Şüphe yok,ben ve benim gibi sevdiğiniz bir çok arkadaşlarım da beraber, milletin en feci günlerinde, vicdanımıza düşen görevi yaptık. Fakat bu hususta bize cüret ve cesaret veren siz, sizi vücuda getiren büyük kalpli analar, babalarınız ve memlekettir.

     Acı günlere ait olmakla beraber bir anıyı burada tekrar etmek isterim.

     Efendiler; BENDE BU VEKAYİİN İLK HİSSİ TEŞEBBÜSÜ BU MEMLEKETTE, BU GÜZEL ADANA’DA DOĞMUŞTUR.  Bilirsiniz ki Suriye felaketini müteakip ben Yıldırım Orduları gurubunun kumandanlığını almak üzere buraya gelmiştim. O zaman burada bütün memleketin,  bütün ulusun nasıl bir geleceğe sürüklenmekte olduğunu tümüyle görmüştüm. Bunu engellemek için, derhal girişimlerde bulunmuştum. Fakat bu girişimlerim, o zaman için netice vermedi.

    Efendiler; memleketiniz, Adana’nız malum olduğu devirden beri, tamamen bir Türk memleketidir. Bu Türk memleketi, bugünkü vatanın diğer yörelerinden daha az sarsıntılar, felaketler, değişiklikler geçirmedi. Sonsuz asırlar içinde, bu toprakların yetiştirdiği seçkin evlatlar, daima karşılık koymuş, savunmasını yapmış, varlığını korumak için çalışmışlardır. Daima muvaffak olmuşlardır. Nasıl ki, bunda da şerefle şanla başarı kazanmışlardır.

     Arkadaşlar, kardeşimiz beyefendinin söylediği gibi, yapılan inkılaplar pek çoktur. O kadar ki bunları, ancak sizin gibi seçkin evlatlara malik bir ulusun omuzları, üzerinde taşıyabilir. Bu başarılı devrimleri yaratmak ve uygulayabilmek için millet, sınırsız yoksulluk içinde, çok fena koşullar dahilinde çalışmak zorunda bırakılmıştı. En büyük düşmanlık da asırlarca ulusun başında bulunmuş olanların, doğrudan doğruya, millet içinde fesatlık yapmış olmalarıydı. Biliyorsunuz millet birbirine girdi, birbirinin kanını döktü ve ondan sonra, gerçeği anlamak mümkün olabildi. Bu kadar acı derslerden sonra kazanılmış olan ve tüm ulusun cidden öğünebileceği sonuçları bitmiş saymak büyük gaflet olur. Bilerek veya bilmeyerek ulusun mutluluğuna, şeref ve haysiyetine sataşan bu gibiler, sizin gibi dimağları gelişmiş gençler karşısında, yerinden kıpırdamaya fırsat bulamayacaklardır.

    Efendiler; selamet ve saadette sağlamlığı sağlamak için daha çok seneler ahenkli olarak, ulusça çalışmak gereklidir.

    Savaş alanlarında düşmanlarını yenenler ve zafer kazanan milletler çoktur. Fakat GERÇEK ZAFER ZAFERE HAZIRLANMAK İÇİN GEREKLİ GÜÇLERİN KAYNAĞINI GÜÇLENDİRMEKLE KABİLDİR.

    Esefle itiraf etmeliyim ki, MEMLEKETİMİZİ BAŞTAN SONUNA KADAR HAZİNELERLE DOLU OLDUĞU HALDE, BİZ O HAZİNELERİN ÜZERİNDE AÇ KALMIŞ İNSANLAR GİBİYİZ. Bütün bu hazineleri açmak ve bunları işletmek, bütün sanayi, servet ve saadeti bulmak bizlere milletimize,  düşen vazifelerdir.

     Biliyorum ki, kurulunuzu teşkil eden gençler, nazariyatla uğraşan insanlar değildir. Sanatın ne olduğunu anlayan, gayenin ne olduğunu anlayan, tarımla bizzat uğraşan gençlerden güvenle ancak bunlardan ciddi çalışmakla gerçek zaferimize kavuşacağız. Şu noktada görüyoruz ki, hepiniz bu gerçekleri bütün açıklığı ile anlamışsınızdır. İnşallah memleketimizin en ücra köşelerindeki kardeşleriniz de aynı derecede aydınlanır, gelişir ve gerçekleri elle tutar hale getirir. İşte ancak ondan sonradır ki, ulusumuz yıkılmaz çelikten bir kütle olarak belirir. Huzurunuz beni çok memnun etmiştir. Siz çok kıymetli gençlersiniz. Bunu kolaylıkla anlamak mümkündür. Ben bunu hissetmiş olduğumdan mutluyum. Ve cümlenize teşekkür ederim, bahtiyarlığımı beyan ederim.

 

HATIRA DEFTERİNE YAZILANLAR

    Türk Ocağı’nın hatıra defterine, Mustafa Kemal’le Eşi  Latife Hanım o günkü duygularını şöyle yazdılar:

   ‘’ Adana Türk Ocağı, Türklük ruhunun verimliliğin kaynağı olsun! Bu ocağın ateşi çok, pek çok eskidir. Onu, asırlarca söndürmeye çalışmaktan geri durmadılar, fakat, buna teşebbüs edenin ocağı söndü. Çünkü onlar düşünmüyorlardı ki, Adana Türk Ocağı, en asil Türk Ocaklarının kızgın ateşleriyle daima olarak beslenmiştir.

      Bu ocağın bu günkü nurlu alevi, her yüreği aydınlatıyor. Ben bu gün, bu alevin sıcaklığından en derin sevinç ve mutluluk duydum.’’

 

15 Mart 1339(1923)

Perşembe

M. Kemal

 

    Mustafa Kemal Paşa’nın eşi Latife Hanım da aynı deftere şu satırlarla duygularını aktarmıştır.

    ‘’Bu zengin topraklara, böyle aydın gençlere malik olan Türk Adana’nın ocağı daima tütsün.’’

 

15 Mart 1339 (1923)

Latife Mustafa Kemal

 

 

 

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
4 yorum yazilmistir

2008-06-10 02:17:22 - selam

Yazan: taanerdesin
Selamlar blogunuz çok başarılı olmuş ve güzel bilgiler yazmışsınız.Sizden Atatürkün bursa nutkunu da bloğunuza koymanızı rica ederim.Bugünlerde gençlerin bu nutka çok ihtiyacı var.
Bağlantı - -

2008-06-08 17:56:59 - selam

Yazan: metekan
HAYAT HIZLA AKIP GİTSEDE,DOSTA SELAMI UNUTMAYIZ!MUTLU GÜNLER DİLERİM!
Bağlantı - -

2008-04-18 22:44:26 - Selam :)

Yazan: Sensizken
Son yazım hakkında ki düşüncelerini merak ediyorum:)
Bağlantı - -

2008-04-03 20:59:22 - selam

Yazan: metekan
kalpler imanla, gönüller huzurla dolsun. saadetler hepimizin olsun. ne kurulan bağlar bozulsun, nede dostlar unutulsun. hayırlı cumalar dilerim ...
........ , . - . - , _ , .........
......... ) ` - . .> ' `( .........
........ / . . . .`\ . . \ ........
........ |. . . . . |. . .| .......
......... \ . . . ./ . ./ .........
........... `=(\ /.=` .............
............. `-;`.-' .............
............... `)| ... , .........
................ || _.-'| .........
............. ,_|| \_,/ ...........
....... , ..... \|| .' ............
....... |\ |\ ,. ||/ ..............
.... ,..\` | /|.,|Y\, .............
..... '-...'-._..\||/ .............
......... >_.-`Y| .................
.............. ,_|| ...............
................ \|| ..............
................. || ..............
....HAZIRLAYAN || ..............
.........METE |/ KAN........

Bağlantı - -
« Önceki - Sonraki »
    • Son Yazılarım

    • Kategorilerim

    • Bağlantılarım

      • RSS
      • SEÇİM SANDIĞI SORGULAMA
      • ADANALI001.TR.GG
      • 46LİSE.COM FORUM
      • ESKİ ADANA RESİMLERİ
      • ATATÜRK FOTOĞRAFLARI 1
      • ATATÜRK FOTOĞRAFLARI 2
      • ATATÜRK FOTOĞRAFLARI 3
      • ATATÜRK RESİMLERİ
      • ATATÜRK BELGESELİ
      • ATATÜRK RESİMLERİ
      • ÖDEV DOSYALARI
      • DERSİMİZ.COM
      • DERS PROĞRAMI
      • E-TÜRKİYE
      • EĞİTİM KAYNAK NET
      • İLKÖĞRETİM SORU BAK
      • GAZETE VATAN TOP 10
      • İLKÖĞRETİM DERSLERİ
      • GRAMERİMİZ.COM
      • ONLİNE FOTO
      • EĞİTİM SLAYTLARI
      • http://www.biriz.biz
      • SÜPER LOTO SONUÇLARI
      • SORU BANKASI
      • MERSİN ÖĞRETMEN OKULU/LİSESİ
      • Linkler