Mersin sahilinde sivil bir kıyafetle dolaşan Mustafa Kemal
“Şehirde gördüğü büyük binaları işaret ederek sormuş: -‘Bu köşk kimin?’ - Kirkor'un... - ‘Ya şu koca bina ?’ - Yorgo'nun - ‘Ya şu ?’ - Salomon'un... Atatürk biraz sinirlenerek sormuş: - Onlar bu binaları yaparken ya siz nerede idiniz?”
Toplananların arkalarından bir köylünün sesi duyulur: - Biz mi nerede idik? Biz Yemen'de, Tuna Boyları’nda, Balkanlar’da, Arnavutluk Dağları’nda, Kafkaslar'da, Çanakkale'de, Sakarya'da savaşıyorduk paşam... Atatürk bu hatırasını naklederken:
“Hayatımda cevap veremediğim yegane insan bu ak sakallı ihtiyar olmuştur’,der..”
YANINA ALDIĞI İLK ER
O, Samsun'a çıktığı zaman, üstü başı yırtık, postalları patlamış, silahsız bir er gördü. Yüzünün rengi bakıra dönmüş, yağlan eriyip kemik ve sinir kalmış bu Türk askeri ağlıyordu. O'na sordu: - Asker ağlamaz arkadaş, sen ne ağlıyorsun? Er irkildi, başını kaldırdı. Bu sesi tanıyordu ve bu yüz ona yabancı değildi. Hemen doğruldu ve Anafartalar'daki Komutanını çelik yay gibi selamladı. - Söyle niçin ağlıyorsun? İç Anadolu'nun yanık yürekli çocuğu içini çekti: - Düşman memleketi bastı, hükümet beni terhis etti. Silahımızı elimizden aldı. Toprağıma giren düşmanı ne ile öldüreceğim? Kemal Atatürk, er'in omzuna elini koydu: - Üzülme çocuğum, dedi. Gel benimle! Ve Samsun deposunda giydirilip silahlandırarak yanına aldığı ilk er bu Mehmetçik oldu.